Türkiye Cumhuriyeti

Berlin Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Büyükelçiliğimizin "frankfurter Allgemeine Zeitung"da Yayımlanan Okur Mektubu , 25.08.2016

Demokrasinin Değerleriyle Uyumlu Değil

 

Ekrem Dumanlı’nın “misafir yazar” bölümündeki yazısına ilişkin (11 Ağustos tarihli F.A.Z.): Seçilmiş bir hükümetin ve seçilmiş bir Cumhurbaşkanının iktidarını “sivil darbe” olarak nitelemek hiçbir surette demokrasinin temel değerleriyle uyumlu değildir. 90 gün süreyle ilan edilen OHAL, yalnızca Fethullah Gülen terör örgütüne karşı gerekli tedbirlerin alınmasına yöneliktir. Bu bağlamda, Türkiye demokratik ilkeler, insan haklarına riayet ve uluslararası anlaşmalar karşısında yükümlülüklerinin tamamen bilincindedir. Temel hak ve özgürlüklere saygı gösterilmeye devam edilmekte ve hukukun üstünlüğü korunmaktadır.

 

Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin denetimi de devam etmektedir. Türkiye sadece, OHAL çerçevesinde bu anlaşmadan kaynaklanan yükümlülüklerine derogasyon hakkını kullanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 15. maddesindeki tedbirler alınırken, taraflar tabiatıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin denetimine tabi olmaya devam etmektedirler.

 

Polislerin parti memurları haline geldikleri iddiası de dayanaksızdır. Bunun yerine, 16 Temmuz’a bağlanan gece çok sayıda polis memurunun anayasal düzeni korumak için hayatlarını feda ettiklerini belirtmek, Türkiye’deki koşullar hakkında daha farklı bir tablonun çizilmesine katkı sağlardı. Darbe girişimi ilk etapta, bu yöndeki bilgilerin saatler öncesinde yetkili birimlere başarılı şekilde aktarılması sayesinde başarısızlığa uğratılmıştır. Zira darbeciler bunun üzerine planlarını erkene almak zorunda kalmışlardır. İzleyen saatlerde ise esas olarak tüm siyasi görüşlerden ve her kesimden oluşan Türk halkının çabası darbe teşebbüsünü önlemiştir. Ayrıca, "Gülen hareketinin" demokrasi yanlısı olduğu iddiası tamamen yanıltıcıdır. Fethullah Gülen görünüşte, “Hizmet” isimli sivil bir hareketi yönetmektedir. Bu iddiaya göre “Hizmet”, sözde ılımlı, hoşgörülü, şiddet karşıtı ve diyalog yanlısı sosyal bir harekettir. Bununla birlikte, Türkiye içinde ve Türkiye dışında Gülen'e yakınlığı kanıtlanmış çok sayıda kuruluş bulunmaktadır. Bunlar medya, eğitim, yayınevi, banka sektörü, insani yardım ve ekonomi alanında faaliyet göstermektedirler.

 

Gülen ve yandaşları, meşru sosyal hizmet kisvesi altında muazzam finans kaynaklarına ve insan kaynaklarına erişim sağlamış, siyasi ve sosyal alanda büyük nüfuz kazanmışlardır. Bu kadar büyük bir varlık ve nüfuz yasal bir iş yönetimiyle elde edilmemiştir. Burada kara para aklama, rüşvet ve karanlık firma/holding operasyonları sözkonusudur. Buna, devletin gücünü suiistimal ederek rakiplerini çöktürmek de dahildir. Gülenci terör örgütü çok sayıda üyesiyle silahlı kuvvetler, polis teşkilatı, istihbarat servisi, yargı, Merkez Bankası ve hazine gibi önemli devlet yapılarına sızmıştır. Örgüt bilahare, laiklik karşıtı ve yanıltıcı gizli planlarını ilerletmek ve Türk devletinin kontrolünü ele geçirmek için sahip olduğu muazzam şebekenin yardımıyla önce gizli sonra ise aleni eylemler düzenlemiştir.