Türkiye Cumhuriyeti

Berlin Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun "bild" Gazetesine Verdiği Mülakat , 15.08.2016

"Avrupa Türkiye'yi hakir görüyor", Paul Ronzheimer

 

“BILD: Sayın Dışişleri Bakanı, başarısız darbe girişimden sonra Türkiye’nin politikası AB içinde sert bir biçimde eleştiriliyor. Siz ise AB siyasetçilerini “radikal ırkçılık” ile suçluyorsunuz. İlişkiler bitti mi?

 

ÇAVUŞOĞLU: AB’ye üye olmak için tüm şartları yerine getirme konusunda hemen hemen başka hiç bir ülkenin göstermediği ölçüde gayret gösterdik. Ancak şimdi AB’nin bazı çevrelerinden gördüğümüz sadece tehdit, aşağılama ve topyekun bir blokaj. Kendi kendime soruyorum: Bizim suçumuz ne? Neden bu Türkiye düşmanlığı var? Mülteciler ile ilgili anlaşmalara bakın. Ekim ayında tüm Türklere vize serbestisinin sağlanacağının açık bir biçimde kayıt altında olduğu bir anlaşmamız var. Ve ben bu mevcut anlaşmalara işaret ettiğimde pek çok kişi birden reaksiyon gösteriyor. AB için iyi olanların bizim tarafımızca uygulanacağına, ancak Türkiye’nin bunun karşılığında hiç bir şey elde etmeyeceği anlayışı olmamalı.

 

BILD: Yani Ekim’den itibaren Türkler için vizeler serbest olmazsa, sonbaharda Türkiye’den Avrupa’ya yine yüzbinlerce mülteci mi gelecek? 

 

ÇAVUŞOĞLU: Ben en kötü senaryo hakkında konuşmak istemiyorum. AB ile görüşmeler devam ediyor. Ancak şu net: Ya bütün anlaşmaları birlikte uygularız ya hepsini bir kenara bırakırız. 3 milyar Avro olarak belirlenen desteği talep ettiğimizde eleştirilere maruz kalmamızı hazmedemiyoruz. Bu para bizim için değil ki, sığınmacılar için! Türkiye bütün ülkelerin arasında en büyük yükü taşıyor. 25 milyar Dolar harcadık. Ancak AB’den sadece şunu işitiyoruz: “Biz patronuz, bu böyle yapılacak!” Ama bu böyle olmaz, bu mantalite yanlış.

 

BILD: Ama belki tekrar uygulamak istediğiniz idam cezası AB’nin prensiplerine aykırı… 

 

ÇAVUŞOĞLU: Avrupa’da öyle davranılıyor ki, sanki idam cezasını geri getirmişiz bile. İnsanların idam cezasına ilişkin talepleri var ve bunu anlamak gerek. Bu Türkiye tarihindeki en kanlı darbe teşebbüsü idi. İnsanların üstünden tanklar geçti, insanlara jetlerden ateş edildi, Meclis bombalandı. Bu talebi görmezden gelmek yerine Meclis’te ele almalıyız. Zira biz bu tür ciddi konuların böyle duygusallıkla değil sakin bir şekilde tüm taraflarla konuşulmasını istiyoruz.

 

BILD: Siz idam cezasının tekrar uygulanması taraftarı mısınız? 

 

ÇAVUŞOĞLU: Ben şahsen prensip olarak buna karşıyım. Avrupa Konseyi’ndeki görevimde de hep karşı çıktım. ABD ve Japonya’ya da idam cezasını kaldırmaları yönünde çağrı yaptım. Ama şu anda da Türk halkında büyük bir duygusallık var ve bunu basitçe görmezden gelemeyiz. Örneğin eşim idam cezasını destekliyor. Kendisi üniversite mezunu ve kamuda görev yaptı. Ama bu darbeyi yaşadıktan sonra diyor ki: idam cezasına ihtiyacımız var. Kızımla ve eşimle sakin bir şekilde idamın artısı, eksisini beraber konuştuk. Türk halkı travmatize oldu. Ve Avrupalıların anlamadığı da işte bu. Avrupalılar, Türkiye’ye yardım etmek yerine bizi aşağılıyor.  

 

BILD: Sizin bakış açınızda AB neyi yanlış yaptı? 

 

ÇAVUŞOĞLU: Sadece göstermelik açıklamalar gördük, ama gerçek bir destek görmedik. Halkımız bunu sorguluyor:  Zor zamanda dayanışma içinde durmazsak ortaklara ne ihtiyacımız var? Hükümeti beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı desteklersiniz veya desteklemezsiniz – hiç fark etmez. Ama darbeye karşı çok daha net açıklamaların yapılması ve buraya, Türkiye’ye üst düzeyli ziyaretlerin gerçekleştirilmesi gerekirdi. Ve sonra Avusturya’daki insanlarımızın Şansölye Kern tarafından radikal olarak nitelendirilmesi çok ağır bir itham. Avusturya Hükümeti daha ziyade kendi radikal vatandaşları ile ilgilense. Zamanında Haider’i seçen veya şimdi aşırı sağcı Cumhurbaşkanı adayına yüzde 49,9 oy veren Türk kökenli Avusturyalılar değil. 

 

BILD: AB özellikle, başarısızlığa uğrayan darbe sonrası “temizlikleri” eleştiriyor. Toplu tutuklama ve görevden almalarla karşılık verdiniz.

 

ÇAVUŞOĞLU: Darbenin arkasında olduğu aşikar olan FETÖ’nün ne kadar tehlikeli olduğunu anlamıyorsunuz. Yargı, polis ve ordu 40 yıldan bu yana kararlılıkla ele geçirildi. Benim Bakanlığımda da bu grubun yanlıları olan 300-400 kişi, tek bir yabancı dil bilmeksizin, daha önceden çalınan sınav sorularıyla geçtiğimiz yıllarda Bakanlığa girdiler. Görevden alınmalara gelince: Almanya’nın yeniden birleşmesinin ardından, Almanya’da 150 binden fazla kişi Sovyetler Birliği’ne yakın oldukları şüphesiyle işten çıkarılmışlardı. Yeniden bir darbe teşebbüsü yaşanmaması için bu tedbirleri alıyoruz. Tehdit halen ortada. 

 

BILD: O halde neden çok sayıda gazeteci tutuklandı?

 

ÇAVUŞOĞLU: Siz gazeteci olduğunuz için dokunulmaz olabilir misiniz? Bazı gazeteciler FETÖ’nün talimatlarını yerine getirdiler, çok insanın hayatını mahvettiler ve şimdi darbeyi desteklediler. Eğer bir gazeteci, aynı anda bir terör örgütünün üyesi ise, bunun basın özgürlüğü ile ne alakası olabilir? Her gün hükümeti eleştiren çok sayıda gazeteci ve gazete var, özgürce yayınlarına devam ediyorlar. Ancak onlar darbe sözkonusu olduğunda açık bir tutum sergilediler. Fakat Almanya’daki habercilik, gazeteniz BILD de dahil olmak üzere, Türkiye’deki gerçeklerle hiç ilgisi olmayan bir yöne doğru yönlendiriliyor.

 

BILD: Bizi kim yönetiyor olabilir?

 

ÇAVUŞOĞLU: Bunu siz bileceksiniz! Fakat çok çeşitli siyasi görüşlere sahip Alman medya kurumlarının Türkiye bağlamında aynı sözcükleri kullanması ve aynı retoriği seçmesi bir tesadüf olamaz. Bu Alman halkının manipüle edilmesidir, dezenformasyona uğratılmasıdır. Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir gösteriye video ile bağlanmasının mahkemece yasaklanması bizi rahatsız eden bir çifte standart oluşturdu. 

 

BILD: Köln’deki Erdoğan yanlısı gösteriden bahsediyorsunuz. Cumhurbaşkanının video-konferans aracılığıyla katılımı yasaklanmıştı.

 

ÇAVUŞOĞLU: Evet, niçin bir Alman mahkemesi yalnızca bir saat süren bir görüşmenin ardından bu kararı aldı? Ve, nasıl olur da, geçmişte terör örgütü PKK’nın liderlerine canlı yayın için katılım hakkı verilirken, bugün Cumhurbaşkanının konuşmasına izin verilmez? Bunun yerine Cumhurbaşkanımız Almanya’da diktatör olarak niteleniyor. Neden? Yasadışı yollardan mı iktidara geldi? Seçilmedi mi?

 

BILD: Almanya’daki Gülen yandaşlarının da iade edilmesini talep ediyorsunuz. Bunlar kaç kişi ve ne ile suçlanıyorlar? 

 

ÇAVUŞOĞLU: Son dönemde yeni FETÖ yandaşları da Almanya’ya da kaçtı. Yakında tam sayıyı tespit etmiş olacağız ve iade talep edeceğiz. Ancak, Almanya’nın buna uyacağından şüpheliyim. Geçmişte PKK ve DHKP-C teröristlerine ilişkin tüm iade talepleri reddedilmişti.

 

BILD: AB nedeniyle hayal kırıklığına uğramışa benziyorsunuz, aynı anda yeni bir “güvenlik ittifakı”nı ortaya koydunuz. Türkiye, NATO’dan çıkacak mı?

 

ÇAVUŞOĞLU: NATO’dan çıkış yalnızca Türk karşıtı çevreler tarafından dile getiriliyor, bizim tarafımızdan değil. NATO’ya en fazla katkı yapan ülkelerden biri biziz. Tabiatıyla silah sistemlerinin alış ve satışında diğer ortaklarla işbirliği yapmak zorundayız. Zira, örneğin bize hava savunma sistemi satmayı ya da bizimle bilgi paylaşımı yapmayı reddeden NATO ortakları var. Burada ulusal güvenliğimiz doğrultusunda hareket ediyoruz.

 

BILD: Bir Rus uçağının düşürülmesinin ardından Rusya ile olan ilişkilerinizi yeniden tesis ettiniz. Putin’in Esad’ı, sizin ise muhalifleri desteklemeniz birbiriyle uyumlu mu? 

 

ÇAVUŞOĞLU: Rusya ve Türkiye geçmişte her zaman iyi ilişkiler yürütmüşlerdir. Şimdi buna devam ediyoruz. Bu gayet normal, çok yönlü dış politikadır. Suriye meselesine gelince, tabiatıyla o noktada farklılıklar da var. DEAŞ’a karşı birlikte mücadele etmek gerektiğine ve ılımlı muhaliflerin hedef alınmaması gerektiğine inanıyoruz.”