Türkiye Cumhuriyeti

Berlin Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Türkiye - Almanya Hükümetlerarası İstişareler I. Toplantısı / Ortak Bildiri , 22.01.2016

22 Ocak 2016 tarihinde Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Angela Merkel, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nu Berlin’de gerçekleştirilen ilk Almanya-Türkiye Hükümetlerarası İstişarelerinde konuk olarak ağırlamıştır.

Türkiye ve Almanya, tüm siyasi, ekonomik ve sosyal alanları kapsayan yakın bir ortaklığı paylaşmaktadır. Her iki ülke de Kuzey Atlantik Paktı bünyesinde ve terörle mücadelede yakın müttefiklerdir. Güçlü ve hayati önemi haiz ekonomik bağları paylaşmaktadırlar. Her iki ülkenin Hükümetleri arasındaki etkileşim kapsamlı ve güçlüdür. Bu etkileşim, halklarımız ve sivil toplumlar arasındaki canlı bağları yakından yansıtmaktadır.

Uluslararası toplumun eşi benzeri görülmemiş sınamalarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde, Türk-Alman ortaklığı, bölge genelinde barış ve istikrarın korunması ve teşvik edilmesine katkıda bulunulması bakımından her zamandan daha zaruridir.

Bugün her iki Hükümet ikili ilişkilerin bütün boyutlarında ve çok taraflı forumlarda işbirliklerini ve ortaklıklarını daha da güçlendirme yönündeki taahhütlerini vurgulamışlardır. Şansölye ve Başbakan, ülkelerinin karşılaştığı acil zorluklarla baş edilmesinde yakın işbirliklerinin önemini bir kez daha teyit etmişlerdir. Son olarak İstanbul’da ve daha önce de Ankara ve Suruç’ta yaşanan menfur saldırıların doğrulamış olduğu gibi, Daeş, PKK, DHKP-C ve diğer örgütler de dâhil olmak üzere terörün her şekliyle ve tezahürüyle meşru mücadelede işbirliğinin daha da derinleştirilmesine kuvvetle ve ivedilikle ihtiyaç duyulmaktadır.

Almanya ve Türkiye’nin ISIS karşıtı koalisyonda yer alması ve aktif olarak işbirliğinde bulunması, Alman Tornado uçaklarının, İncirlik Türk hava üssüne konuşlandırılmasıyla açıkça ortaya konulan bu ortak çabalara tanıklık etmektedir. Her iki Hükümet, özellikle NATO’nun kapsamlı güvence tedbirleri aracılığıyla, dış politika ve güvenlik politikası alanında işbirliklerini devam ettirmeye ve daha da güçlendirmeye kararlıdır.

Her iki Hükümet Suriye ve Irak’ta devam etmekte olan krizleri ve Daeş’in mevcudiyetini bölgede ağır insani bedelleri olan güvensizlik ortamının ana sebepleri olarak tespit etmiştir. Bu krizlere siyasi çözümler getirilmesinde ısrarcı olunmasının ve krizlerin tüm insani sonuçlarının ivedilikle ele alınmasının son derece önem arz ettiği hususunda mutabık kalmışlardır. Her iki Hükümet uluslararası toplum mensuplarını Suriye, Irak ve bölgedeki çatışmaları daha da ateşleyebilecek hareketlerden kaçınmaya davet etmektedirler. Uluslararası topluma, tüm krizlerden etkilenenlere insani yardım ve kalkınma yardımı teminine özlü katkı sağlama çağrısında bulunmakta ve yardıma ihtiyacı olan herkese serbestçe ve engellenmeden insani maksatlı erişim sağlanması gereğini bir kez daha yinelemektedirler. Her iki Hükümet 4 Şubat 2016 tarihinde İngiltere, Norveç, Kuveyt, Almanya ve Birleşmiş Milletler başkanlığında Suriye’ye ilişkin olarak yapılacak bağışçılar konferansının önemi üzerinde mutabıktır. Her iki Hükümet uluslararası toplumu, yerlerinden edilen kişilerin ve mültecilerin insani ihtiyaçlarını tam olarak ele almaya çağırmışlardır.

Şansölye ve Başbakan, 29 Kasım 2015 tarihinde Türkiye-AB Zirvesi’nde uygun bulunduğu üzere, AB-Türkiye Eylem Planı’nın tam olarak ve ivedilikle uygulanması taahhütlerini teyit etmişlerdir. Türkiye’nin AB’ye katılım sürecindeki yeni ivmeyi ve yeni bir faslın açılışını memnuniyetle karşılamışlardır. Türkiye-AB Zirvesi’nin vurgulamış olduğu gibi, katılım sürecine yeniden enerji kazandırılması gerekmektedir. Türkiye ve Almanya, Türkiye-AB Zirve Bildirisi’nde yer alan tüm unsurların ileriye götürüleceğini yinelemektedir. Bu meyanda, yılda iki kez düzenli Türkiye-AB Zirveleri gerçekleştirme mutabakatı, Avrupa Komisyonu’nun 2016 yılının ilk çeyreğinde yeni fasılların açılmasına yönelik hazırlık çalışmasını tamamlama taahhüdü, Üst Düzey Enerji Diyalogu, Üst Düzey Ekonomik Diyalog ve Gümrük Birliğini bir üst seviyeye taşımaya yönelik hazırlık çalışmalarının başlatılması, hep beraber Avrupa mesajını daha da güçlendirecek önemli adımları teşkil etmektedir.

Her iki Hükümet de bölgedeki düzensiz göçün, bölgesel istikrara yönelik, azami aciliyet taşıyan bir konu olarak ele alınması gereken bir tehdit arz ettiği görüşündedir. Bu zorluğun gerçek bir yük paylaşımıyla üstesinden gelinebileceğini de yinelemişlerdir.

Başbakan, Türk Hükümeti’nin yakın gelecekte düzensiz göçmen sayısını önemli derecede azaltmak amacıyla mümkün olan tüm çabayı göstereceği taahhüdünü vurgulamıştır. Bu bağlamda, Başbakan Türkiye-AB Yeniden Kabul Anlaşması uyarınca korunma ihtiyacı olmayan düzensiz göçmenlerin yeniden kabulünün kolaylaştırılacağı teminatını vermiştir. Türkiye sınırlarını düzensiz göçe karşı etkin şekilde güvenlik altına alma taahhüdünü yinelemiştir. Şansölye, Türkiye’nin göçün ele alınmasına yönelik daha düzenli bir süreç sağlanmasına ilişkin olarak Türkiye’ye üçüncü ülkelerden deniz/hava limanları yoluyla girmek isteyen Suriyeliler için özel vize şartları getirilmesi dâhil ilk adımları atmış olduğunu, bunun göçmen sayısında derhal düşüşe yol açtığını tasdik etmiştir. Başbakan, Schengen bölgesine düzensiz göçü engelleme amacıyla üçüncü ülkelere nazaran alınabilecek uygun tedbirleri değerlendirmeye hazırdır.

Şansölye, Alman Hükümeti’nin Eylem Planı’nda ve Zirve Bildirisi’nde mutabık kalındığı üzere Türkiye’ye taahhütlerin yerine getirilmesine yönelik destek ve yardımı sağlamaya hazır olduğu hususuna açıklık getirmiştir. Ayrıca, her iki Taraf AB’nin ilk üç milyar Euro’luk mali desteğinin, Türkiye’de geçici koruma altında bulunan Suriyelilere yardıma katkıda bulunacağı hususunda mutabıktır. Bu bağlamda, her iki Hükümet insan kaçakçılarının ve suç şebekelerinin ve eylemlerinin üzerine gitmeye yönelik ortak çabalarını daha da yoğunlaştırma hususunda mutabıktır. Bu amaçla, “hayalet gemiler” kullanan kaçakçılara karşı düzenlenen hâlihazırdaki ortak operasyonun da örnek oluşturduğu gibi, emniyet teşkilatları arasındaki işbirliği önemli düzeyde arttırılacaktır. İçişleri Bakanlarına konunun aciliyetine binaen Mutabakat Bildirilerini nihai hale getirme görevi verilmiştir. Ayrıca her iki Taraf AB sınır ajansı Frontex ile Türk makamları arasında işbirliğinin önemli derecede arttırılmasının her iki ülkenin de menfaatine olduğu hususunda mutabıktır. Türk Sahil Güvenlik Komutanlığının önemli faaliyetleri kaydedilmiş ve kapasitesinin arttırılması hususundaki ivedi ihtiyacın karşılanması için ilave teknik ve mali işbirliğinin gerekeceği hususunda mutabık kalınmıştır.

Şansölye ve Başbakan, Ekim 2016 itibariyle Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine girmek için vize almaları gereğinin kaldırılması amacıyla Türkiye ve AB arasında vize serbestîsine dair görüşmeleri anlamlı olarak ilerletme taahhütlerini bir kez daha vurgulamışlardır. Her iki taraf da, açık bir takvim içeren Türkiye-AB Zirve Bildirisi’nde belirtildiği gibi, vize serbestîsi ve uygulanan bir yeniden kabul anlaşması arasındaki bağlantıyı teyit etmişlerdir.

Şansölye, Türkiye’nin geçici koruma altındaki Suriyelileri daha da destekleme yönündeki ilk adımlarını memnuniyetle karşılamıştır. Her iki lider, Suriye’ye geri dönüş konusunda kısa vadeli beklentilerin bulunmaması göz önüne alındığında, Türkiye’de geçici koruma altında bulunan Suriyelilere kısa ve orta vadede sürdürülebilir fırsatlar sağlanmasının hayati önem arz ettiği hususunda mutabıktır. Şansölye Başbakana özellikle iş piyasasının geçici koruma altındaki kişilere açılması ve bu bireylerin Türkiye’deki koşullarının daha da kolaylaştırılmasına yönelik olarak alınan tedbirler hususunda takdirlerini bildirmiştir. Bu bağlamda, Şansölye hâlihazırda Türkiye’de yaşamakta olan 2,5 milyondan fazla Suriyelinin ve diğer sığınmacıların barındırılmasına yönelik Türkiye’nin üstün çabalarını övmüştür. Ayrıca, Türk-Alman Göç Diyalogu çerçevesindeki iki taraflı projelere ek olarak Almanya’nın bu mültecilere yardım için daha fazla yük paylaşımına hazır olduğunu vurgulamıştır. Başbakan, Almanya’nın daha fazla destek ve yardım sağlamaya hazır oluşunu takdir etmiştir.

Berlin,  22 Ocak 2016